365 gün Polonya, 365 gün sanat!

Kültür Mafyası.com sitesinde Gökçe Uygun‘un yaptıgı bir röportajdır.

Polonya sanatının Türkiye’deki 365 günlük macerası sürüyor

Padişah 1. Mehmet Çelebi’nin, 15. yüzyılda Bursa’daki Osmanlı sarayında ilk Polonyalı elçiyi kabul etmesiyle başlayan Türkiye-Polonya ilişkileri, 21. yüzyılda bir dizi etkinlikle kutlanıyor…

Resmi açılışı Polonya Cumhurbaşkanı Bronislaw Komorowski’nin 4-6 Mart 2014 tarihinde Türkiye’ye gerçekleştirdiği ziyaret sırasında yapılan kutlamalar kapsamında yıl boyunca her iki ülkede birçok etkinlik gerçekleştiriliyor. “Polonya-Türkiye diplomatik ilişkilerinin 600. yılı” nedeniyle düzenlenen kültür programı kapsamında, 2014 yılı boyunca Polonya sanatı ve kültürü, 100’ü aşkın konser, tiyatro, dans gösterisi, sergi, söyleşi, panel ve film gösterimleri ile Türkiye’ye konuk oluyor.

Etkinlikler, Adam Mickiewicz Enstitüsü’ne bağlı bir dijital platform olan Culture.pl koordinasyonu ile yürütülüyor. Biz de projeye dair tüm detayları Culture.pl Türkiye Projesi Yöneticisi Olga Wysocka ve Culture.pl İletişim Koordinatörü Katarzyna Szacińska’ya sorduk…

– Olga ve Katarzyna; önce biraz sizleri tanıyalım… Polonyalı olmak dışında, sizi bu projede yer almaya yönelten neydi?

Olga Wysocka: Almanya, İtalya ve Avusturya’da hem çalıştım hem de okudum. 9 yıldan fazla süren yurtdışı tecrübesinden sonra Polonya’ya döndüm. Hedefi Polonya kültürünün yurtdışında tanıtılması olan Adam Mickiewicz Enstitüsü’nde çalışmaya başladım. Edinmiş olduğum tecrübe sayesinde kuruluşumuzun en büyük projesi olan 2011 yılında Dönem Başkanlığımızın Kültür Programı’nı yönetebildim. 6 aylık süre boyunca Avrupa’nın ve Avrupa dışı ülkelerin 10 başkentinde 400 tane etkinlik düzenledik. Olağandışı bir tecrübe ve inanılmaz bir maceraydı. 2012 yılında da bu projeyi yönetmek üzere görevlendirildim.

Katarzyna Szacińska: 10 yıldır iletişim alanında çalışıyorum. Son 6 yıldır freelancer olarak hem kendi hayatıma hem de projelerin hitap ettiği insanların hayatlarına katkısı olacağına inandığım kültür ve eğitim projeleri üzerinde çalışıyorum. Türkiye 2014 projesi Adam Mickiewicz Enstitsü ile ortaklaşa yürüttüğüm ikinci proje. İlk projem, organizasyon açısından inanılmaz öncü olan ve Polonya’nın 2011 yılında Avrupa Birliği’nde yaptığı Dönem Başkanlığı zamanında gerçekleştirilen kültür projesiydi.

O dönemde Avrupa’nın 10 başkentinde eşzamanlı olarak projenin iletişim kısmının koordinasyonunu yapmıştım ve az daha aklımı kaçırıyordum (gülüyor)

– Projenin başındaki isimler olarak sizin gözünüzden genel bir ‘’Türkiye-Polonya ilişkileri’’ değerlendirmesi rica ediyorum. 600 yıllık koca bir geçmişten bahsediyoruz neticede…

OW- Bugünlerde geçmişe bakmaksızın ilişkiler kurmak ve geleceği düşünmek imkansız. Dolayısıyla projemiz gerçekten heyecan verici… 2 yıl önce bu proje üzerinde çalışmaya başladığımızda, 600 yıllık karşılıklı ilişkilere rağmen birbirimiz hakkında ne kadar az bilgiye sahip olduğumuzu fark ettik. Halbuki her iki ülke muhteşem bir ortak geçmişe ve birbirini etkileyen kültürlerin tarihine sahip. Kolayca iletişim kuruyoruz, mizaçlarımız yakın, çok misafirperver, bazen de biraz şikayetçi olmayı seven iki milletiz. Mücadele ettiğimiz toplumsal, siyasi, ekonomik sorunlar da benzer.

KS – Bu projede yer almaya davet edildiğimde Türkiye gözümde daha egzotik bir ülkeydi. Şimdi ülkenizi ve insanlarınızı tanımaya fırsatım olduktan sonra fikrim değişti. İletişim alanında çalışmak kişilerarası ilişkilere dayanır ve bu konuda, dürüstlük ve cana yakınlık bakımından şaşırtıcı derecede birbirimize benziyor. Beni biraz şaşırtan ise; Türklerin zamana ve teslim tarihlerine uyma konusunda oldukça rahat olmaları! Biz Polonyalılar bu konuda kesinlikle çok daha az esnek davranırız… (gülüyor)

– Türkiye ve Polonya’nın sanatsal ilişkileri hakkındaki gözlemleriniz neler?

OW – Son 20 yıldır Polonyalı ve Türkiyeli sanatçılar, küratörler, kültür kuruluşlarının müdürleri Milano, Londra, Venedik, New York vb. şehirlerindeki bienaller, fuarlar, uluslararası toplantılar dolayısıyla bir araya geliyorlardı. Ortak noktaları; uluslararası platformda var olma istekleriydi. 2014 yılı ise Polonya ve Türkiye kültürlerinin karşılıklı olarak teklif edebileceklerini gösteriyor, karşılıklı ilişkilerin kurulmasına, sanat alanında etkileşime ilham kaynağı oluyor. Sanat sayesinde sosyal ve jeopolitik olarak farklı alanlarda bile iletişim kurabiliyoruz. Daha da önemlisi birbirimize esin kaynağı oluyoruz.

Mikrokolektyw_PeraMuzesi-1024x682

– Peki bu projeler dizisi fikri nasıl ortaya çıktı ve süreçler nasıl ilerledi?

OW – Polonya Türkiye ilişkilerinin 600. yıldönümü kutlamaları, Avrupa’nın tarihinde en uzun süren diplomatik ilişkiyi kutlamak isteyen her iki ülkenin hükümetlerinin ortak girişimiyle ortaya çıkan projedir. Devlet kuruluşu olup Kültür ve Milli Miras Bakanlığı’nın bünyesinde kurulan IAM Türkiye 2014 kültür programını hazırlamak ve koordine etmekle görevlendirilmişti.

Etkinlikler dizisini müzik,dans, tiyatro.. gibi sıralayacak olursak, kaç başlıktan sözediyor oluruz?

OW – Yıl boyunca Türkiye’de gerçekleştirilecek 100 projeden bahsediyoruz. 100 proje var ama etkinlik sayısı çok daha fazla. Mesela İKSV’nin İstanbul Tiyatro Festivali’ne katılan Polonyalı gruplara bakalım. Yönetmenliğini Grzegorz Jerzyna’nın yaptığı “Ne Yaptıysak Nafile” ve ”Nosferatu” oyunları, yönetmenle atölye çalışmaları, oyunun yazarı Dorota Masłowska ile buluşmalar vs. güzel örneklerden bazıları..

– Bu geniş programı hazırlarken kriterleriniz nelerdi? Neleri dikkate aldınız?

KS – İletişim bakımından amacımız; bir Polonya kültürünü ve kültürümüzdeki Türk etkilerinin hikayesini anlatmak. 600 yıl gerçekten muazzam bir tarih, biz de ortak payda olarak aramızdaki benzerliklere ve kültürlerimizin arasında görmekte olduğumuz karşılıklı anlaşma platformuna konsantre olduk. Bundan dolayı iki ülkenin kültür kuruluşlarının organik işbirliği ve kişilerarası ilişkiler düzeyinde Polonya’dan ve Türkiye’den sanatçıların ortak çalışmaları için mekan ve şartların oluşturulması çok önemliydi.

– Türkiye’deki etkinliklerden öne çıkanları, ilgi çekici olanlarından biraz bahseder misiniz?

KS – Sayısı 100’ü aşkın ve sadece İstanbul’da veya Ankara’da değil, Türkiye’nin diğer büyük şehirlerinde gerçekleştirilen projelerimiz var. Bunun için bütün okurları, Türkiye’deki bütün kültür programımızın takvim şeklinde sunulduğu, Polonya kültürü ve sanatçıları hakkında ilginç bilgilerin bulunduğu turkiye.culture.pl adlı Türkçe dijital platformumuza davet ediyoruz. Konu bazında hazırlanmış olması sayesinde sinema, müzik, tasarım, tiyatro, görsel sanatlar gibi kategoriler arasında rahatça gezmek mümkün. Herkesin kendi ilgi alanına göre bir şeyler bulabilmesine özellikle dikkat ettik. Mutlaka dikkat edilmesi gereken projeler arasında “Shock Therapy” başlıklı bir fotoğraf sergisi, “Don’t Panic! We are from Poland” projesi çerçevesinde düzenlenen modern Polonya müziği konserleri bulunuyor.

– Çocuklara yönelik bir şeyler de planladınız mı?

KS – Elbette. Çocuklara cazip gelecek bir program planladık; ünlü Türk lokantalarının şeflerinin katıldığı ve bir Polonyalı mutfak şefi tarafından yürütülen, çocukların Polonya mutfağını tanıyabileceği ve Türkiye’de tadına bakabileceğiniz Polonya yemeklerinden oluşacak bir menüyü hazırlayacakları bir yemek tasarımı mutfak atölyesi…

Peki, Polonya’daki etkinlikler hakkında ne söyleyebilirsiniz?

OW – IAM Polonya kültürünün yurtdışında tanıtılmasından sorumludur. Bu demek ki projelerin Türkiye’de gerçekleştirilmesiyle ve daha sonra Polonya’da da tekrarlanma ihtimalleri ile ilgileniyoruz. Polonya’daki Türk programından Türk tarafı sorumlu.

– Bu tür etkinliklerin 2 ülke arasındaki ilişkilere nasıl yansıyacağını öngörüyorsunuz?

KS- Günümüzde sanırım en önemlisi birbirimiz hakkında daha çok şey bilmemiz. Birini, ihtiyaçlarını, seçim ve tercihlerini anlayabilmek için onun dünyası hakkında bilgiye sahip olmak gerek, etnomerkezci bir tutumdan ve sadece kendi bakış açısından yapılan değerlendirmeden kurtulmak şart. Böyle bir bilgi iyi niyet ve anlayışa dayalı karşılıklı ilginin doğması için gereklidir.

600 yıllık ortak tarihimiz var. Bilgiye ulaşım çok kolay olmasına rağmen birbirimiz hakkında çok az şey biliyoruz. Türkiye’de gerçekleştirdiğimiz bu bir yıllık programın Türklerin zihninde Polonyalılar ve Polonya kültürü hakkında iyi izlenimler bırakmasını, kalıcı işbirliği ve değişimler için bir ilham kaynağı olmasını dilerim!

IAM/culture.pl tarafından Aralık 2012 tarihinde yaptırılan araştırma sonucu Polonya kültürünün Türkiye’de çok az bilindiği, ”geleneksel”, ”ulaşılamaz”, ”basit” olarak algılandığı ortaya çıkmıştı. Biz ise Polonya kültürünü net, yekpare, güvenilir ve insanları onu tanımaya teşvik eden bir görüntü yaratmak istiyoruz. Ayrıca, sanatçı çevrelerindeki işbirlikleri ve fikir alışverişlerinin güçlendirilmesine katkıda bulunmak en önemli amaçlarımız arasında. Bizi birbirimize bağlayan ne kadar çok unsur olduğunu, Polonya kültürünün ne kadar çok esin verici, cesur, açık, enerjik ve spontane olabileceğini görmenizi istiyoruz! Panik Olmayın! Biz Polonyalıyız (gülüyor)

Katarzyna-Szacińska-Bogdan-Zdrojewski-ile-birlikte...-1024x682
– Culture.pl İletişim Koordinatörü Katarzyna Szacińska, “ Uzak Komşu Yakın Anılar” sergisinin açılışında eski Polonya Kültür Bakanı Bogdan Zdrojewski ile birlikte…

 

‘’Türkiye ve Polonya müziği yakınlaşıyor’’

Culture.pl Aktüel Müzik Programı Koordinatörü Michal Hajduk, etkinlikler dizisinin müzik bölümüyle ilgili şunları söylüyor;

– Türk müziği ve Polonya müziği, İlk bakışta tamamen farklı hikayeler olarak görünüyorlar. Fakat Mart ayında gerçekleşen İzmir Caz Festivali’nde güzel bir deneyim yaşadık. Polonyalı geleneksel ve etnik müzik yapan Janusz Prusinowski Trio, Türkiye’den sanatçılarla bir proje için bir araya geldiler ve birkaç gün boyunca birlikte çalıştılar. Her iki kültür ve gelenekte de benzer, hatta aynı olan pek çok öge fark ettiler. Fakat iki ülke müziği arasındaki önemli fark, burada ne kadar derin ve güçlü bir müzik kültürü olduğu ile ilgili… Müzik, Türkiye’de günlük hayatın içerisinde yaşıyor, bu ne yazık ki Polonya’da öyle değil. Bence siz genel olarak bizden çok daha müzikal bir toplumsunuz. Burada çok güzel şarkı söyleyen pek çok insan var, bu çok doğal bir şey. Polonya’da ise insanlar eğitimini almadan şarkı söyleyemiyorlar. İnsanların ne kadar müzikle ilgili olduklarını belirleyecek bir ölçüm olsa, Türkiye’deki insanlar bizi kesinlikle geçerdi.

– Etkinliklerin müzik kısmını organize ederken önem verdiğimiz en önemli nokta, iş ortakları.. Bizimle ve sanatçılarımızla işbirliği yapacak, projenin zihinsel sürecine katılan ve birlikte çalışmaya merak duyan yerel organizatörler ve destekçiler arıyoruz. Onların zihnindekiler, ne tarz müzik, sanatçı ve grupları sunmak istedikleri bir o kadar önemli. Projenin küratörü olmak gayet çekici ama diğer ülkedeki bilgi sahibi kişilerden feedback almak, yerel izleyiciler için neyin daha ilgi çekici olabileceğini öğrenmek çok daha önemli. Diğer önemli konu ise, sanatsal içerik…

– Programda Polonya’lı cazcıların yer aldığı ciddi bir caz bölümü bulunuyor. İzmir Avrupa Caz Festivali, İstanbul Caz Festivali, Akbank Caz Festivali gibi başarılı festivallerin olması ile ilgili. Ayrıca, güçlü bir caz geleceğimizin ve Polonya’da bu alanda pek çok başarılı müzisyenimizin bulunması ile ilgili. Tabii ki, programın benim sorumluluğum dışında kalan kısmında başarı ile yürütülen klasik müzik dinleyicisine yönelik bölümler de bulunuyor. Caz, alternatif müzik örnekleri, pop ve indie dünyasından örneklerin bir kısmı Pera Müzesi’nde sahnelendi, sahnelenmeye de devam edecek.

– Don’t Panic, We’re from Poland” (Panik Olmayın, biz Polonyalıyız) projesi altında da güzel örnekleri müzikseverlerle paylaşacağız. Bu projeye, Adam Mickiewicz Enstitüsü ile birlikte çalışmaya başladığımdan beri yani 6 yıldır dahilim. 2008’de ekibimizden bazı arkadaşlar Budapeşte’de bölgesel bir Doğu Avrupa Müzik konferansına katıldılar ve Varşova’daki Polonyalı sanatçılar için, profesyonellere ve organizatörlere yönelik bir showcase düzenleme fikri ile geri döndüler ve böyle bir proje başlattık. Akılca kalıcı olması için de tahmin edilebilir ya da klişe bir isim koymayı tercih etmedik. Projenin maskotunun bir Tavşan olması da bununla bağlantılı. Biraz korkmuş ve panik olmuş bir tavşan olsa da kendisi oldukça sempatik… Polonya’dan yeni müzikleri tanıtmayı amaçlıyoruz. Bu sene yaptığımız seçkiyle ticari bir çalışma yaptık ve şuan müzik mağazalarında satılan ve Spotify gibi online müzik platformlarında dinlenebilen bir albüm oluşturduk. Albüm,Polonya indie pop’unun güncel yüzü… Bu albümden 3 grubun konseri de Eylül ya da Ekim ayında İstanbul’da düzenlenecek.

Polonya-Türkiye diplomatik ilişkilerinin 600 yılı nedeniyle düzenlenen kültür etkinlikleri kapsamında çağdaş Polonya müziğini dünyaya tanıtmayı amaçlayan “Panik Olmayın, Biz Polonyalıyız” projesi Ekim ayında İstanbul’a geliyor. Proje kapsamında konser verecek Polonyalı grup ve sanatçıları ise Türkiyeli müzikseverler oyları ile belirleyecek.

Michal Hajduk’un yürüttüğü çok sayıda müzikal etkinlikten öne çıkanlar;

Pera Müzesi Konserleri:

•         Dretkoy Konseri ( 17 Eylül 2014)

•         Mikrokolektyw Konseri ( 24 Eylül 2014)

•         Paula & Karol Konseri ( 1 Aralık 2014)

–       Avant-Art Festivali

•         “In Between” Konseri ( 22 Kasım 2014)

–       23. Akbank Caz Festivali Konserleri:

•         Maciej Obara Quartet (30 Ekim 2014)

•         Marcin Masecki konseri (26 Ekim 2014)

•         Hera Konseri (31 Ekim 2014)

Polonyalı etkinlikler dizisinden bazı seçmeler

•          POLES Sergisi

The Empire Project, “Poles-Kutuplar” sergisine ev sahipliği yaptı. 20 Haziran-7 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşen sergiye Polonyalı sanatçılar, Türkiye sanatı etkisiyle oluşturdukları çalışmalarıyla katıldılar. Serginin adı İngilizce başlığıyla hem “Polonyalı” sanatçıların projeye katılımını hem de coğrafi olarak zıt kutupları işaret ediyor. Proje, ikinci ayağında ise Türk sanatçılar Polonya’nın Poznań şehrinde konuk olacak. Türkiye ve Berlin’den Türk sanatçılar, 21 Eylül-26 Ekim tarihleri arası düzenlenecek olan “4 Mediations Bienali”ne katılacak.

            •          “Modernity without borders: Warsaw-Istanbul” Sergisi

Varşova Modern Sanatlar Müzesi işbirliği ile düzenlenen proje, SALT Galata’da açılacak bir sergi ve SALT Ulus’ta düzenlenecek eğitim ve film programlarından oluşuyor. Proje, günümüz kültürünü, post-seküler bir açıdan değerlendiriyor. Popüler dini hareketlerin etkisine odaklanarak, izleyicilere sanatçıların perspektiflerinden bu ilişkiyi anlatıyor. 1 Kasım–15 Aralık dilimindeki sergide sunulacak çalışmaların büyük bir kısmı Varşova Modern Sanatlar Müzesi’nin koleksiyonundan İstanbul’a geliyor.

•          “Polonya resim, çizim ve grafiklerinde Oryantalizm” Sergisi

23 Ekim 2014- 18 Ocak 2015 tarihleri arasına Pera Müzesi’nde açılacak olan sergi, Polonyalı ressamların 17. yüzyıldan 19. yüzyılın başlarına kadar olan çalışmaları bir arada sunacak. Sergi için Polonya müzelerinin koleksiyonlarından derlenen 150 eser İstanbul’a geliyor. Bu sergi aynı zamanda “Polonya –Türkiye diplomatik ilişkilerinin 600 yılı” kültür etkinliklerinin kapanışını yapacak.

•          TASARIM

Genç Polonyalı tasarımcılar, 1 Eylül – 30 Ekim arasında yapılacak olan İstanbul Tasarım Haftası’na konuk oluyor. Hafta kapsamında, Polonya tasarımları ve doğa arasındaki ilişkiyi anlatan Materia Prima ile tasarımcı ve sektör arasındaki işbirliği sonucu ortaya çıkan ürünlere yer veren Polished Up İstanbullu ziyaretçilerle buluşacak

•          TALDANS: “600 Adım”

1 Ekim- 10 Ekim arasında İstanbul Modern’de yapılacak olan “600 Adım”, Polonya ve Türkiye koreografları ve performans sanatçıları işbirliği ile, Varşova ve İstanbul’daki kamusal alanlarda çalışılarak gerçekleştirilen, koreografi ve performans üzerine deneysel tekniklere dayalı ilk disiplinler arası proje. Türkiye’den koreografların yer aldığı bir dans topluluğu olan TALDANS (Filiz Sızanlı ve Mustafa Kaplan), bu proje için Polonyalı performans sanatçıları Iza Szostak, Karol Tymiński, Zorka Wollny, Wojtek Ziemilski ve Türk mimar Kürşad Özdemir ile işbirliği yaptı.

•          23. Akbank Caz Festivali Konserleri

Türkiye’nin en önemli caz festivallerinden Akbank Caz Festivali, bu sene Polonyalı caz müzisyenlerini ağırlıyor. Festival kapsamında, 30 Ekim 2014 tarihinde saat 20:00’de ünlü trompetçi Maciej Obara Quartet bir konser verecek. Ünlü caz piyanisti Marcin Masecki 26 Ekim’de bir solo performans sergileyecek. Polonyalı grup Hera ise 31 Ekim akşamı izleyicilerle buluşacak.

•          Shock Therapy Sergisi

Küratör Adam Mazur tarafından seçilen, Polonya’nın en önemli fotoğrafçıları arasında yer alan 10 fotoğrafçının çalışmalarından oluşan bir fotoğraf sergisi. Polonya’nın son 25 senesini ve ülkenin 1989’dan beri geçirdiği değişimi gözler önüne seren sergi 15 Ekim – 29 Kasım arasında Milli Reasürans Sanat Galerisi’nde izleyiciye açık olacak.

•          Mickiewcz Göç Üniversitesi

İstanbul’un Tarlabaşı semtinin tarihi ve mekânsal durumu ile ilgili pek çok disiplinler arası konuşma ve sunum gerçekleşecek. Sunumlar, 16 – 19 Ekim 2014 Mickiewcz Göç Üniversitesi tarafından Türkçe olarak yapılacak. Projeye, Adam Mickiewicz Müzesi’nde gerçekleşecek bir sergi de eşlik edecek.

•          “Normalliğin Oksimoronu” Sergisi

Alexander Kiossev’in çalışmalarından esinlenerek hazırlanan sergi, Doğu-Merkez Avrupa ve Balkan ülkelerinin koşullarından yola çıkılarak hazırlandı. Polonya ve Türkiye konumları aynı olmasa da, her iki ülke de “ Biz Avrupalıyız, fakat belki tamamıyla değil” cümlesi ile uyum sağlıyor. Bu sergi, sanatseverler farklı seslerin ve fikirlerin, sanatsal pratiklerine tanık olacaklar ve eş zamanlı olarak, politik ve ekonomik farklılıkların engellerine takılmaktan uzaklaşacaklar. Depo’daki sergi 17 Ekim – 30 Kasım tarihlerinde açık olacak.

Projede yer alan etkinlikler, Türkiye’de Sakıp Sabancı Müzesi, Pera Müzesi, Istanbul Modern, CerModern, İstanbul Teknik Üniversitesi, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı, İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı ve SALT gibi sanat kurumlarıyla gerçekleştiriliyor. Polonya’da ise Varşova Ulusal Müzesi, Varşova Modern Sanatlar Müzesi, Gdansk Ulusal Müzesi, Heleny Modrzejewskiej Tiyatrosu, Baltık Dans Tiyatrosu, TR Warszawa, Jana Kochanowskiego Opolu Tiyatrosu, Sinfonia Varsovia Orkestrası, Arte dei Suonatori Vakfı, Winnie Kukla ve Aktör Tiyatrosu, Varşova Edebiyat Müzesi’nin de aralarında bulunduğu kurumlar etkinliklerin organizasyonunda rol alıyor.

Culture.pl ve Adam Mickiewicz Enstitüsü hakkında:

Culture.pl, Adam Mickiewicz Enstitüsü tarafından 10 yılı aşkın bir süredir yürütülen, Polonya kültürel etkinliklerini uluslararası zeminde tanıtmaya odaklanan dijital bir platform. Adam Mickiewicz Enstitüsü, Polonya kültürünü dünyaya tanıtmayı amaçlayan ve bu bağlamda uluslararası kültür kurumları, galeri, tiyatro ve festivallerle birlikte çalışan bir kurum. Culture.pl ise, ilgilenenlere, Polonya kültürü, kültür kurumları, sanatçıları ve sanatı üzerine kaleme alınan makale ve bilgilendirici metinlerin yanı sıra düzenlenen uluslararası etkinlikleri de yakından takip etme fırsatı sunuyor. Projelerinde Türkiye’den Sakıp Sabancı Müzesi, Pera Müzesi, Istanbul Modern, CerModern, İstanbul Teknik Üniversitesi, Istanbul Kültür ve Sanat Vakfı, İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı, SALT gibi pek çok kurumun yanı sıra Bozar, La Monnaie, Edinburgh Uluslararası Festivali, SouthbankCentre, BarbicanCentre, Whitechapel Gallery, Londra Tasarım Festivali, Martin GropiusBau, Teatro Real, Puşkin Güzel Sanatlar Müzesi, Brooklyn Academy of Music ve Lincoln Center gibi uluslararası kültür-sanat kurumları ile işbirliği içinde çalışıyor.

Yavuz Han

About Yavuz Han

Temmuz 2012'de Polonyadan ailesine katılan Yavuz Han, Polonyadan.com'da inceleme ve analizler yazıyor. Platformumuzun editorlerinden olan Yavuz, Polonya'da e-ticaret, girişimler, yaşam ve birçok konuda yazılarına devam ediyor.

View all posts by Yavuz Han →

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir