İkici dünya savaşı biter. Tam Almanlar‘dan kurtuldum diyen Polonya, Sovyetler’e yakalanmıştır. Hiçbir zaman ‘Demir Perde’ ülkelerinden birisi olmasalar da Sovyetler yıkılana kadar bağımsız olduklarını söylemek gerçekçi olamaz.

Polonya resmen 1952’deki  anayasa değişikliği ile komünist olur, savaştan hemen sonra da Sovyet sistemi etkisini gösterir.

1947 yılında bir proje ile ortaya çıkar: Nowa Huta!

Yeni bir şehir kurmak kimin aklına gelir ki?
Hem kulağa da çılgınca gelmiyor mu, o yılları düşündüğünüzde?
Krakow’un (o zamanlar) hemen dışında  bulunan araziye sosyalist ideali yansıtan yepyeni bir şehir!
Tam anlamıyla 100.000 kişilik bir ‘işçi ccenneti’ kurulması planlanıyor ve 23 Haziran 1949 yılında yapımına başlanıyor.  Geniş yollar, sinema ve tiyatro  salonları, oyun bahçeleri ve parklar ve  daha sonraları avrupa demir çelik ihtiyacının %70’ini karşılayacak bir fabrika!

Herşeyin eksiksiz planlandığı bu şehirde tek birşey yoktu: Kilise!

1957 yılında kilise yapımına izin alınınca, Polonyalı halk, kilisenin yapılacağı yere bir haç diker ve sonrasında da 3 yıl süren ‘sokak savaşı’ başlamış oluyor. Yönetim, kilise yapmaya yanaşmıyordu aslında.
O zaman Krakow’da kardinal olan Karol Józef Wojtyła, herkesin bildiği adıyla John Paul II’nin de desteğiyle –yıllarca sürse de– kilisenin yapımı 1977 yılında bitiriliyor. Böylece Nowa Huta; Polonya’daki tanrısız tek şehir olma ünvanını kaybediyor.
Burjivazinin (Krakow) karşısına dikilecek sosyalist  bir baş yapıt olarak planlanmış bu proje, 1952 yılında  tamamlanmış ancak birkaç yıl sonra Krakow’a ilçe olarak bağlanmış.
60’lardan komunizmin yıkılmasına kadar olan süreçte defalarca rejim karşıtı gösteriler yapılmış ve Komünizmin sembolü olarak planlanan Nowa Huta komünist karşıtlığının ve direnişin sembol yeri haline gelmiştir.
Bu güzel metni kaleme alarak bizlerle paylaşan Twitter fenomenlerimizden Jan Sobieski‘ye teşekkürü borç biliriz.